Söyleşi

Ana Sayfa > Söyleşi > 2008 > Bülent Durlanık Yazıları büyütYazıları küçültBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et
"Snaidero'nun Mutfaklarındaki Ana Unsur Tasarım"


Gökçe Aras: Snaidero Türkiye’nin tarihçesinden kısaca bahsedebilir misiniz?


Bülent Durlanık: Snaidero’nun Türkiye distrübütörlüğünü yapan Modem Mutfak AŞ bizim iki şirketimizden birisi. 15 sene önce Türkiye’de ankastre ürünlerin geleceğini gördük. Kendimize eş saydığımız ülkelerde özellikle İtalya, Fransa ve İspanya’da o sırada Türkiye’de satılan ankastre ürünün neredeyse 10 – 12 katı ürün satılıyordu. Türkiye’de ankastre mutfakların az satılmasının sebeplerine baktığımız zaman da bunun hazır mutfak konseptinin Türkiye’ye daha yerleşmeyişine bağlı olduğunu gördük. Çünkü ankastre ürünler standart ürünler, dolayısıyla ankastre ürünleri yerleştireceğiniz mekanların da standart olması lazım. O sıralarda Türkiye’de bu standart mekanların aksine marangozların yaptığı birkaç mutfak ve beton tezkerenin altına sokulan dolapçıklar vardı. Dolayısıyla bütün ankastre ürünler herhangi bir köşeye sıkıştırılıyordu.

Bütün bu sebeplerden ve önümüzdeki yıllarda da elektrikli ev aletlerinde bu sinerjiyi yakalayabileceğimize inanarak İtalya’da sıkı bir araştırma yaptık. İtalya o günlerde bu konuda oldukça ilerde olan ülkelerden bir tanesiydi hala da öyle. Hem ankastre mutfakların estetiği ve ergonomisi açısından ileri gitmişlerdi hem de fiyat olarak diğer rakiplerinden daha uygunlardı. Bu nedenlerle İtalyanlarla çalışmaya karar verdik ve çok uzun bir araştırmadan sonra Snaidero’yu seçtik. Snaidero’yu seçmemizin birkaç sebebi var. Bunlardan bir tanesi Snaidero’nun o sıralarda İtalya’nın en büyüğü olması. İkinci sebep ise Snaidero’nun mutfaklarındaki ana unsurun tasarım olması. Snaidero’da fiyattan ve ergonomiden öte tasarım ön plana çıkıyor ve Avrupa’da isimleri ön plana çıkan tasarımcılarla çalışıyorlar. İlk açtığımız Kalamış’daki showroom yaklaşık 15 senedir Snaidero’yla faaliyetlerine devam ediyor.

GA: Snaidero, Türkiye’de bir mutfak devi olarak anılıyor. Türkiye’de bu kadar tercih edilmenizin sebepleri nelerdir?

BD: Biz çok fazla reklam yapmıyoruz ve çok fazla showroom da açmadık. Şu anda 2 tane İstanbul’da 1 tane de Ankara’da olmak üzere 3 tane showroomumuz var. Bunu daha da öteye götürmedik. Bazı rakiplerimizin yaptığı gibi bir bayilik sistemine girmedik. Böyle bir showroomda sadece perakende satış yaparak kazanç elde etmenin imkanı yok. Ancak büyük projelere mutfak satarak kar elde edebilirsiniz. Dolayısıyla bu projeleri kovalamak, proje sahiplerini ikna etmek işini bayilik alıp da yapabilmek çok zor. Biz bu sistemi yapmadık. İtalyan firmalardan da bunu yapanlar çok oldu fakat satış yapamayınca kapanmak zorunda kaldılar ve marka isimleri de geriye düştü. Bizde bu olmadı, Snaidero’nun seçiliyor olmasının birinci nedeni de bu. İkincisi de Snaidero markası Avrupa’da da Amerika’da da hep orta ve orta üstü bir marka. Fiyatlar da yine aynı şekilde orta ve orta üstü gelir seviyesine hitap ediyor. Onun için de başlangıçta önümüze gelen her projeye de Snaidero ürünleri vermedik ve bu stratejiyi yürüttük. Dolayısıyla markanın imajını da belli bir yerde tuttuk. Bugün baktığınız zaman İstanbul’daki bir yığın prestijli projede Snaidero markası var. Tercih edilmemizin ana sebeplerinden bir tanesi de bu. Bütün bunların yanında sattığımız her ürüne 10 seneye kadar garanti süresi veriyoruz. Bize gelen her telefon talebine mutlaka servis veriyoruz. Bu da tabi imajımızı arttırıyor.

GA: Snaidero Grubu’nun Snaidero dışındaki markalarının Türkiye’de işbirlikleri var. Snaidero’nun bu konuda bir yatırımı olacak mı? Snaidero’nun Türkiye’de üretim anlamında bir yatırım planı var mıdır?

BD: Snaidero’yla bu 15 yıllık işbirliği devam ederken Snaidero’yla olan ilişkimiz de çok iyi bir seviyeye oturdu. Benim bir teklifimle iki sene evvel bir işbirliği başlattık. Ondan önce size Snaidero’nun bugünkü durumundan bahsetmek istiyorum.

Snaidero biz 15 sene önce bu anlaşmayı yaptığımız zaman İtalya’nın en büyük mutfak şirketiydi ve adı Snaidero AŞ’ydi. 15 sene içerisinde bu şirket bir grup haline geldi. 90’lardan itibaren çok ciddi satın alma yatırımları yaptı. Almanya’da çok büyük bir mutfak firması olan Rational’i fabrikasıyla beraber, Avusturya’da Regina firmasını ve Fransa ve İngiltere’deki önemli firmaları satın alarak bir grup haline geldi. Bugün baktığımız zaman Snaidero’nun İtalya’daki fabrikasının dışında 5 ayrı üretim merkezi ve çatısının altında yediden fazla marka var. Bu markalardan bir tanesi olan Regina benim teklifimle, İstikbal Grubu ile bir ortaklık başlattı. Snaidero İstikbal Grubu’na bir teknoloji paketi sattı ve Regina markasının Türkiye’deki kullanım hakkını verdi. Dolayısıyla şu anda İstikbal Grubu Snaidero’nun sağlamış olduğu teknik bilgiyle, Regina markasını kullanarak üretim ve satış yapıyor. Snaidero’nun bunun dışında bir yatırım yapma planı şimdilik yok. Genelde bir fabrikanın ürettiği rakam ekonomik çeşitliliğe oturuyorsa yatırım yapmakta fayda var. Türkiye pazarı hala modüler hazır mutfakta büyük bir yatırım yapılacak seviyeye gelmedi. Bugün pazarda toplam mutfak satışının 200 – 250.000 olduğunu düşünürsek bunun içindeki hazır mutfak satışı 50.000’lerde. 50.000 mutfak için bir yatırım yapmak çok zor. Bugün sadece İtalya fabrikası yılda 400.000’den fazla mutfak üretiyor.

GA: Birçok ülkede faaliyet gösteren bir firma olmanın avantajları nelerdir?

BD: Böyle küresel bir firmanın Türkiye’deki bir uzantısı olmanın en önemli faydası çok büyük bir sinerji yakalayabilme imkanı. Bugün Avrupa’da olup da Snaidero markasını bilmeyen yok. Avrupa’da yaşayan Türk sayısının da milyonları geçtiği bir dönemde her geri dönüş yapan bir noktada Snaidero’ya talep gösterebiliyor. Bunun yanında Snaidero’nun ulaşamadığı çevre ülkelerde de bu sinerjiye bağlı olarak bir takım talepler oluşuyor. Biz bu talepleri dolaylı olarak Türkiye’den karşılıyoruz dolayısıyla da bunun katma değeri de Türkiye’ye kalıyor.

Snaidero’nun en başarılı olduğu ülkelerden birisi de Amerika. Amerika’da Snaidero yine orta ve orta üstü kesime hitap ediyor. Amerika diğer sektörlerde olduğu gibi mutfak sektöründe de en büyük pazarlardan bir tanesi. Bu pazarın Avrupa’ya yansıması var ve ordan da bize yansıması var. Bunların hepsi bize belirli avantajlar getiriyor.



GA: Snaidero’nun Dünyaca ünlü tasarımcılarla çalıştığını biliyoruz. Snaidero’nun tasarım anlayışından kısaca bahsedebilir misiniz?

BD: Snaidero’nun kuruluşu 1945 – 1948 arasına denk geliyor ve Snaidero 1955’lerden itibaren İtalya’nın en ünlü tasarımcılarıyla çalışıyor. Bunlardan bir tanesi de Pininfarina. Pininfarina’nın ürün tasarımları arasında Ferrari’nin Tessa Rosa’sı da var. Bizim birkaç mutfağımızda genelde hem müşterilermiz hem biz o çizgileri yakalayabiliyoruz. Bu sebeple Snaidero’nun özellikle İtalya’da mutfakların Ferrari’si diye de adı çıkmış. Snaidero’nun tasarımcıları arasında Pininfarina’nın dışında İtalya’nın bugünlerdeki en önemli tasarımcıları arasında yer alan Luigi Orlandini de var. Resimdeki mutfak Luigi Orlandini’nin bir tasarımı. Luigi Orlandini, Pininfarina’nın aksine estetikten çok fonsiyonelliği öne çıkaran bir tasarımcı. Bu tasarımda da bunu yakalayabiiyorsunuz. Tezgahın ortasında duran bir ev hanımı iki elinin ulaşabileceği yerde nerdeyse bütün işini halledebiliyor. Hatta bu mutfak tezgah 7 – 10 cm aşağı çekilerek engellilerin de çalışabileceği bir mutfak haline gelebiliyor. Bu bizim Snaidero’yu tercih etmemizin de sebebi. Snaidero’nun şu anda hala en önde argümanlarından bir tanesi tasarım. Geçtiğimiz günlerde Milano’da gerçekleştirilen EuroCucine Fuarı’nda Snaidero 3 tane yeni mutfak lanse etti. Fuarda bir yığın mimar ve tasarımcı Luigi Orlandini’nin mutfaklarını görmek ve kendisiyle tanışmak için kuyruklar oluşturdu.

GA: Snaidero’nun Türkiye ve Dünya’daki pazar payı nedir?

BD: Elimizde net bir rakam yok. Türkiye’de her sektörde olduğu gibi istatiksel rakamlar elde etmek zor. Ama biz İthal mutfaklar içinde pazar payımızın %15 civarında olduğunu düşünüyoruz. Dünya’daki rakamı veremeyeceğim fakat şöyle açıklayabilirim. Amerika’da özellikle Florida ve Kaliforniya’da Snaidero’nun pazar payı %6’lar civarında ve bu rakam Amerikan pazarı için çok büyük bir rakam. Avrupa’da bu rakam %10’lar civarında. Bizim Türkiye’deki pazar payımız ise rakam olarak küçük fakat yüzde olarak baktığımız zaman Snaidero stratejisine uygun bir pazar payı.

GA: Snaidero’nun tasarım anlamında önümüzdeki günlerdeki yatırımlarından bahsedebilir misiniz?

BD: Snaidero genel anlamdaki yenilik ve inovasyon anlayışına göre her sene minimum 1 ya da 2 tasarımı lanse ediyor. Bunun dışında Snaidero’nun ev mobilyası cinsinden birkaç işi daha vardı. 10 sene öncesinde bunların hepsini bitirerek kendilerine misyon olarak sadece modüler mutfak üretim ve satışını edindiler. Dolayısıyla diğer rakiplerine nazaran mutfağa konsantrasyonları çok daha fazla. Snaidero’nun kendi bünyesinde bulunan mühendislik ve tasarım bölümü de çok ciddi bir şekilde çalışıyor. Dışarıdan da tasarım gruplarından destek aldığı için her sene 1 – 2 mutfak lanse edebiliyor ve bu mutfaklar da genelde rakiplerinden çok farklı mutfaklar oluyor.

GA: Snaidero Türk tasarımcıları ile çalışma konusuna nasıl bakıyor?

BD: Şu ana kadar böyle bir örnek yok. Ama bizden birçok öğrenci İtalya’da özellikle Milano’daki tasarım okullarında eğitim görüyorlar ve bunların şu ana kadar 10 kadarına da bizim de yardımlarımızla Snaidero’nun merkezinde staj imkanı sunuldu. Luigi Orlandini de bunun gibi okullardan bir tanesinin direktör. Luigi Orlandini’nin grubunda da 2 bayan 1 de erkek arkadaşımız çalışıyor. Direkt olarak Türk tasarımcısına bir talep yok ama kendi kullandıkları tasarımcıların gruplarında Türk arkadaşlarımız var.

GA: Türk kullanıcısının ilgi gösterdiği tasarımların genel özellikleri neler oluyor?

BD: Mutfak şöyle ya da böyle bir moda mekanı. Altında ciddi bir tasarım olgusu yattığı için kulanılan malzemeler, renkler ve biçimler sürekli bir değişim içinde. Şu anda baktığımız zaman Türkiye pazarında daha sade, lineer ve temiz görünümlü mutfaklar tercih ediliyor.

GA: Snaidero’nun mutfaklardaki bütünsel çalışmalarının yanı sıra tekil ürün tasarımları da var mıdır?

BD: Hayır yok, genelde hep bütünsel. Fakat Snaidero’nun kuvvetli yönlerinden bir tanesi de modülerite dediğimiz kısımda çok değişik taleplere cevap verebilmesi. 15 mm ve katlarındaki ölçülerde her türlü tekil dolaba ve parçaya cevap verme imkanımız var. Sizin evinizin mutfak projesi içinde istediğiniz her türlü yerleşimi 15 mm ve katlarındaki ölçüler içerisinde karşılayabiliyoruz.

GA: Mutfakta kullanılacak ankastre ürünlere de mi siz karar veriyorsunuz?

BD: Bizim de Snaidero gibi ana misyonumuz mutfak dolapları ve tezgahları. Ama beyaz eşyada da diğer şirketimizin bize vermiş olduğu bilgi birikimine bağlı olarak tavsiyelerde bulunuyoruz. Hatta ankastre beyaz eşyacı firmalarla olan özel anlaşmalarımıza bağlı olarak belirli noktalarda satış da yapıyoruz. Fakat tercihi her zaman müşteriye bırakıyoruz. Biz dolaplarımızı müşterinin tercih ettiği markanın ölçülerine göre yapıyoruz. Yok hayır siz yapın derlerse de biz yapıyoruz.

GA: Snaidero’nun birçok büyük projede yer aldığını görüyoruz. Bu tür büyük projelere hangi aşamada dahil oluyorsunuz?

BD: Değişiyor. Fakat genelde proje aşamasında dahil olduğumuz konularda daha başarılı olabiliyoruz. Çünkü sonucu itibariyle projeyle projeyi tamamlayan mobilya birlikte bir olgu. Dolayısıyla proje noktasında yakalayabildiğimiz inşaatlarda karşılıklı fikir alış verişinde bulunup mutfak ölçülerini daha kolay, daha kullanışlı ve daha müşteriyi tatmin edecek şekilde ayarlayabiliyoruz. Ama bu demek değil ki biz bütün müşterilerimizi proje noktasında yakalıyoruz. Zaman zaman ortalarında, zaman zaman da mutfak inşaatı tamamlanmış noktada da olabiliyor. Ama bizim tercihimiz işin verimliliğini sağlayabilmek açısından proje noktasında yakalayabilmek.

GA: Günümüzde değişen çevresel faktörlerle ilgili neler söyleyebilirsiniz?

BD: Snaidero bu noktada çok duyarlı bir firma. Özellikle çevre bilincinin ortaya çıkmaya başladığı 80’li 90’lı yıllardan itibaren Snaidero da bu konuda çok duyarlı. Kullanılan malzemelerin tamamı çevreye duyarlı malzemeler. Mutfak işlerinde ağırlıklı olarak kullanılan sunta içindeki reçinesiyle çevreye zarar veren malzemelerdir. İtalya’da ilk defa Snaidero tarafından yeşil sunta denilen yani çevreye zararlı olmayan suntalar kullanmaya başlamıştır. Snaidero Avrupa Birliği’nin kabul ettiği, içinde zararlı malzemeler bulunmayan ürünler sertifikasına sahip. Bunun yanında bütün üretim noktalarında da çevreye saygı noktasında birçok ödülleri var.

GA: Snaidero’nun geçtiğimiz günlerde yer aldığı Eurocucina Fuarı’nı kısaca değerlendirebilir misiniz? Fuarda gözlemlediğiniz trendlerden kısaca bahsedebilir misiniz?

BD: Dünya’da modüler mutfak konusunda birçok fuar yapılıyor. Avrupa’da son sekiz sene evveline kadar iki tane büyük fuar yapılırdı. Çift senelerde Milano’da, tek senelerde de Almanya Köln’de bir fuar vardı. Sekiz sene öncesinde Köln bu işten çekildi ve her iki senede bir çift senelerde olmak üzere bu fuar Milano’ya taşındı. Eurocucina 2008 de bunun bir uzantısı. Esasında Eurocucina 2008 Euromobil 2008 denilen bir fuarın içerisinde yer alıyor. Bu fuarda evle ilgili mobilya anlamında her şeyi bulabiliyorsunuz. Fuar mutfak, banyo ve evin diğer kısımlarına hitap eden mobilyalar olarak üç bölümden oluşuyor. Eurocucina teşhir alanı ve ziyaretçi açısından Dünya’daki bütün fuarlardan daha büyük bir fuar haline geldi. Fuar 2 senede bir yapıldığı için firmaları birbirleriyle özellikle yenilikler konusunda yarışır bir hale getirdi. Onun için de Dünya’nın bu konudaki büyük tasarımcıları, mimarlar ve üreticiler bu fuarda toplanıyor. Türkiye de bu fuara çok büyük bir ilgi gösteriyor. Standlarda en çok kullanılan dil İtalyanca, İspanyolca ve Türkçe’ydi. Biz de en küçük marangozhaneden büyük mutfak üreticilerine, ithalatçılarına ve mimarlara kadar herkes ordaydı.

Bu seneki fuara tasarım yeniliklerinin dışında, belirli bir mekanizasyon ve otomazisyon hakimdi. Benim şahsi görüşüm göze hoş görünen fakat pek fazla fayda sağlamayan bir akım vardı. Uzaktan kumandayla açılabilen dolaplar vardı mesela. Ama kaç tane ev hanımı evindeki mutfak dolabını kumandayla açar o ayrı bir mesele. Bunun dışında uzunca bir süredir özellikle çekmece ve dolap mekanizmalarına hakim olan slow-motion dediğimiz kolay açılıp kapanmayı sağlayan mekanizmaların yanında dokunmatik diyebileceğimiz mekanizmalar da oldukça revaçtaydı. Bunun ötesinde de kullanılan malzeme açısından artık fantaziler devreye girmişti. Bu akımı takip edenler arasında Snaidero’yu da saymak mümkün. Örneğin çok ince bir Corian’dan imal edilmiş mutfaklar vardı.

GA: Son günlerde yer aldığınız projelerden bahsedebilir misiniz?

BD: İstanbul Anadolu Yakası’nda Siemens’in Altın Proje Tasarım Ödülü’nü alan iki tane projede yer alıyoruz. Bunlardan bir tanesi apartman-site dalında Altın Proje Tasarım Ödülü’nü alan Dündar İnşaat’ın yaptığı Incity, diğeri ise site - villa konusunda Altın Proje Tasarım Ödülü’nü alan Yıldırım İnşaat’ın yaptığı Millenium Park villaları. Bunun yanında İstanbul Anadolu yakasının en prestijli rezidanslarından biri olacağını zannettiğim Canan Rezidans’ın mutfaklarını da biz yapıyoruz.

İstanbul Avrupa Yakası’nda da Dubai Emaar Grubu’nun yaptığı Toskana Vadileri’nin mutfaklarını yapıyoruz. İstanbul metropolünün prestijli inşaat projelerinin çoğunda olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.
Söyleşi Arşivi
Dönem içindeki gerçekleştirilen söyleşilerin listesi aşağıdadır. Ayrıtılarına ulaşmak istediğiniz söyleşiyi listeden seçiniz