Söyleşi

Ana Sayfa > Söyleşi > 2008 > Hatice Armağan Yazıları büyütYazıları küçültBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et
"Trendler Bir Tarif Değil Bir Çözüm ve İnsanın Kendini Daha İyi Tanıması için Bir Olanak"

2000 yılında İTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı'ndan mezun olan Hatice Armağan, eğitiminin son yılında Eczacıbaşı Artema ile çalışmaya başladı. 2004 yılına kadar banyo - mutfak armatür, aksesuar, ayna ve aydınlatma konusunda bir çok seriye imza atan tasarımcının ürünleri Türkiye başta olmak üzere Amerika, Almanya, İngiltere, İsveç, Avustralya, BDT ve Orta Doğu ülkeleri gibi birçok ülkede satılmaya devam ediyor. 2003-2005 yılları arasında Bilgi Üniversitesi "Tasarım Kültürü ve Yönetimi" programını tamamlamış, 2004-2005 arası T-Design tasarım şirketinde elektronik, taşıt, mutfak objeleri, ambalaj gibi pek çok projede yer alarak, pek çok sektöre ürün tasarlama fırsatı buldu. 2005-2006'da dDf firmasında tasarım direktörlüğü görevini yürüterek başta "İstanbul Design Week 2006" olmak üzere pek çok projenin tasarım direktörlüğünü yaptı.

2006 yılından itibaren Japon bir firma olan Plus One şirketi için ev, ofis, banyo ve mutfak objeleri tasarlamaya başlayan Hatice Armağan, Plus One'ın Tokyo, Şangay, New York, Seul ve İstanbul ofislerinin tasarım, trend ve ürün danışmanlığına devam ediyor. Türkiye'den ise banyo firması Adell Armatür, Mas Büro ve Petra ile birlikte tasarım projelerine devam ediyor. Kurumsal bir firmada tasarım hayatına başlayan tasarımcı, kavramsal tasarım gücünü, üretim detaylarına yansıtarak designRain firmasıyla tasarım ve tasarım danışmanlığına devam ediyor.

Gökçe Aras: Kendinizden, tasarımın hayatınıza girişinizden ve tasarıma bakış açınızdan kısaca bahsedebilir misiniz?

Hatice Armağan: Farklı sorular, farklı cevaplar... Malzeme, teknoloji ve kullanıcı beklentisi ile uyumlu bir altyapıya, tasarım yaklaşımımı destekleyen çözümler ekliyorum. Her tasarımın ayrı bir hikayesi ve kimliği olmalı, hem farklı problemleri çözmeye odaklandıkları hem de farklı bir bakış açısını yansıttıkları için. Tasarımcıların geçmişte tasarladıkları değil, gelecekte tasarlanmayı bekleyen ürünlere odaklanmalarını doğru buluyorum. Yaptığınız işlere eleştirisel bakmanız, sizi hep daha iyisini yapmaya teşvik edecektir.

GA: Öğrenciliğinizden bu yana tasarıma bakış açınızda değişiklikler oldu mu? O günden bugüne tasarım dünyasındaki ve sizin bakış açınızdaki değişiklikler size göre hangi faktörlerin etkileriyle oluştu?

HA: Biyolojik yaş ve meslek yaşı arasındaki farkı savunan bir tasarımcı olarak her yıl daha çok gelişiyoruz, öğreniyoruz ve sorguluyoruz. Mesleğimin ilk yıllarında sadece tasarım ve ürün odaklı çalışıyordum, son 2-3 yıldır ürün, proje, trend, tasarım geliştirme ve tasarım danışmanlığı gibi bir çok konuda müşterilerime hizmet verebiliyorum. Algılarımız daha fazla açılıyor, daha çok öğeden besleniyoruz, her seyahat, tanıştığımız yeni bir kültür, yeni bir malzeme veya teknoloji, yediğimiz farklı bir lezzet bile bu faktörler arasında yer alabiliyor.


Sedan

GA: Tasarımlarıyla trend yaratan bir tasarımcı olarak bir tasarımda aradığınız özelliklerin başında neler yer alıyor?


HA: Tasarımlarımdaki yaklaşımıma bakarsak soruyu cevaplamış oluyoruz aslında. Günlük hayatta karşımıza sıkça çıkan objelere ve deneyimlere yeni bir değer ve kalite kazandırarak kullanıcıyı, estetik, fonksiyonel ve dayanıklı objelerle tanıştırmayı amaçlıyorum. Son yıllarda en önemli unsur olarak ego kavramının değişimini gözlemliyoruz. Kişilerin kendilerini ve tasarımlarını gösterme ve benzersiz olma yarışı sürüyor.

GA: Seriler halinde ve çok sayıda üretilen tasarımlarınız var. Sizce bir tasarımcının üretimi de takip edebilmesi için ne gibi donanımlara sahip olması gerekir?

HA: İyi bir tasarımcı firmaya her projesiyle farklılık ve kâr getirebilir. Çalıştığı sektördeki ürünleri inceleyip, pazardaki boşlukları yakalayabilir ve size tasarlayacağı akıllı bir çözüm ile ilk baskıda kalıba ayırdığınız bütçeyi kısa süre içerisinde geri döndürebilir. Kavramsal ve farklı düşünme yeteneğini, müşterisinin üretim altyapısı ile buluşmak, bir tasarımcı için önemli bir donanım.

GA: Öğrencilik döneminizden başlayarak 2004 yılına kadar VitrA Artema’yla beraber çalışmalarınız olmuş. Artema’yı tercih etmenizin sebepleri nelerdir? Tanınmış bir marka ve firmayla çalışmanın sizin açınızdan avantajları ve dezavantajları nelerdir?

HA: Eczacıbaşı gibi kurumsal ve değerleri olan bir firmada tasarım hayatıma başlamak oldukça avantajlı oldu. Eczacıbaşı’nda proje yönetimi, üretim ve fizibilite gibi ürün geliştirme süreçlerinin olmazsa olmaz detaylarını pratik etme, özellikle birçok pazara ve farklı müşterilere tasarım ve ürün geliştirme fırsatı buldum.


Flora

GA: Adell için tasarladığınız armatür ve aksesuarlar geçtiğimiz UNICERA Fuarı’nda oldukça ilgi gördü. Bu tasarımın öyküsünden kısaca bahsedebilir misiniz?

HA: Adell Armatür ile 3 armatür ve 1 aksesuar serisi çalıştık ve “Ulaşılabilir Lüks” kavramı ile tüketiciyi kaliteli, fonksiyonel, yalın tasarımlarla buluşturmayı hedefledik. Özgün ve yenilikçi tasarımlarıyla ürün yelpazesini sürekli genişleten Adell için tasarladığımız koleksiyonlar, banyolarımızda vazgeçilmez olmaya kararlı. Suda ve karda hareket eden araçlar, su ile buluşan ön yüzeydeki bu hareket ve sudaki dalgalanmalar bu serinin ilham kaynağını oluşturdu. Hız, teknoloji, tasarım ve duyusal öğelerin vurgulandığı tek kumandalı serinin en önemli özelliği 120º dönüş açısına sahip çıkış ucu. Flora serisinde ise şans ve doğa temasını işledik. Liveo Deri aksesuar serisi ise beyaz, taba ve siyah deriyi paslanmaz çelik kullanarak zarif bir seri tasarladık ve Adell ile birlikte bu trendin öncüsü olduk. Hazırlanan bu koleksiyonda, etajer, sabunluk, diş fırçalığı, havluluklar, askılık, tuvalet kağıtlığı ve fırçalığı olmak üzere pek çok çeşit mevcut. Banyosunda da derinin asaletini, şıklığını ve kalitesini görmek isteyenler için ideal bir seri. Son birkaç yıldır ev dekorasyonunda deri oldukça gözde ve vazgeçilmez malzemelerden biri olduğu için, önemli bir boşluk doldurulmuş oldu.

GA: Günümüzde oldukça gündemde olan “geri dönüşüm” kavramı sizin tasarımlarınız için seçtiğiniz malzemelere de etkili oluyor mu?

HA: Geri dönüşüm kavramını ben “ileri dönüşüm” olarak kullanmaya başladım çünkü geleceğimiz için attığımız adım ve geri kelimesi bu kavramın önemini vurgulayamıyor bence. Mümkün olduğu kadar dönüşümlü malzeme kullanmaya çalışıyorum ve çalıştığım firmaların da buna özen göstermesini sağlıyorum. Türkiye’de atık toplama yeterli ölçüde yapılmadığı için, çöp adı altında ciddi bir hammadde kaybımız olduğu da ciddi bir gerçek.



GA: Son yıllarda banyo ve mutfak tasarımlarında gözlemlediğiniz son trendler nelerdir?

HA: Tüketiciler sürekli değişimden yana, bu tüketim toplumunu doğuruyor, tüketim toplumu da ticareti. Trendler bir tarif değil bir çözüm ve insanın kendini daha iyi tanıması için bir olanak. Değişiklikler insanların düşünceleri, arzuları ve süregelen yaşamlarıyla kesişmeli. Banyo ve mutfak tasarımlarında detaylar giderek kayboluyor ve yalın çizgiler kalıyor. Malzeme odaklı, duyusal ve duygusal tasarım, sürdürülebilirlik gibi anahtar kelimeleri barındıracak. Geleceğin kurgusu, gelişmekte olan ülkelerin kültür miraslarını teknolojiyle harmanlaması, avangard ve geleneklerin birbirine karışmasına tanık olacağız.

GA: Türkiye’de firmaların ya da son kullanıcıların tasarıma verdikleri önem sizce yeterli midir?

HA: Genel olarak üreticilerin alışkın oldukları bir üretim süreci var ve tasarımın bu süreç içerisinde ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Tasarımın firmaya veya markaya katacağı değerlerin ve pazarda farklılaşma gibi önemli unsurların giderek anlaşıldığını düşünüyorum. Ama verilen önem ve yapılan yatırımlar yeterli değil, devlet teşvikleri ve bilgilendirme programlarının artırılması gerektiğini düşünüyorum. Son kullanıcıların üründen beklentileri giderek artıyor, bu da tasarımcıların yeni ürün geliştirme sürecinde olmazsa olmaz olmalarını sağlıyor.

GA: İstanbul’da düzenlenen Design Week 2006’nın tasarım direktörlüğünü yaptınız. Önümüzdeki günlerde de bu tarz etkinliklerde yer almayı düşünüyor musunuz?

HA: 2008 İstanbul Tasarım Haftası ve 2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul ile ilgili bazı projelerde yer alıyorum ve bununla ilgili detayları daha sonra paylaşabilirim.

GA: Dünya’da ve Türkiye’de takip ettiğiniz ürün ve tasarım fuarları hangileridir?

HA: Salone Internazionale del Mobile Design Fair Milan, Ambiante Messe Franfurt, Tokyo Gift Show Japonya, % 100 Design Week London, Cersaie International Exhibition of Ceramics for the Building Industry and Bathroom Furnishings Bologna, UNICERA Mutfak Banyo Fuarı İstanbul, İstanbul Design Week, Kırtasiye Fuarı İstanbul, Zuchex İstanbul gibi tasarım ve çalıştığım sektörlere hitap eden fuarları her yıl düzenli olarak ziyaret ediyorum.

GA: Türkiye’de ya da Dünya’da hangi firma için tasarım yapmak isterdiniz? Tasarımlarını ve tarzını beğendiğiniz tasarımcılar hangileridir?

HA: Moooi firması için bir aydınlatma tasarlamak isterim. Marcel Wanders, Ingo Maurer, Makio Hasuike ve Azzami ise aklıma ilk gelen isimlerden.

Söyleşi Arşivi
Dönem içindeki gerçekleştirilen söyleşilerin listesi aşağıdadır. Ayrıtılarına ulaşmak istediğiniz söyleşiyi listeden seçiniz